Kendimizi Anlamak - Nasıl Düşünürüz? Bölüm 2
Kendimizi Anlamak - Nasıl Düşünürüz? (2. Kısım)
Geçen yazımızda, Nobel ödüllü psikolog ve ekonomist Daniel Kahneman’ın, insanların düşünme yöntemine dair geliştirdiği iki sistemli modelden bahsetmiştik. Bugün, bu iki sistemli çalışma düzeninin doğurduğu ve genellikle farkında olmadığımız bilişsel hatalar ile bunların üstesinden gelmenin yollarını ele alacağız.
Sistem 1, devamlı Sistem 2 için izlenimler, sezgiler, niyetler ve hislerden oluşan öneriler geliştirir. Sistem 2 onayladıkça bu izlenim ve sezgiler inançlara, dürtüler ise istemli eylemlere dönüşür. Sistem 1 otomatik olarak işler, Sistem 2 ise genellikle kapasitesini sadece kısmen kullandığı rahat, düşük eforlu bir modu tercih eder. Eğer Sistem 2 konsantrasyon gerektiren bir düşünce süreciyle meşgulse, Sistem 1’in önerdiklerini sorgulamadan kabul eder, böylece önyargılara veya dürtülere kapılmak kolaylaşır.
Bazen Sistem 1 ile Sistem 2 arasında çatışma yaşayabiliriz; hatta otomatik tepkilerle bu tepkileri kontrol etme isteğimiz arasındaki bu çatışmayı oldukça sık yaşarız. Mesela, bir restoranda yan masadaki tuhaf giyimli çifte gözlerimizi dikmemeye çalışmak hepimizin başına gelmiştir. Veya sıkıcı bir ders kitabını okurken dikkatimizi toplamaya uğraşmış, kendimizi anlamı kaybettiğimiz noktaya tekrar tekrar dönüp baştan okurken bulmuşuzdur.
Bu şekilde zaman zaman çatışmakla birlikte, Sistem 1 ile Sistem 2 arasındaki rol paylaşımı çoğunlukla son derece verimlidir; çünkü Sistem 1 genelde yaptığı işte çok iyidir: Tanıdık durumlar için kurduğu modeller doğrudur, kısa dönemli tahminleri de sıklıkla doğru çıkar, karşılaştığımız zorluklara verdiği ilk tepkiler hızlıdır ve genelde duruma uygundur.
Bununla birlikte, Sistem 1’in bilişsel hatalarla sonuçlanan bazı sınırları vardır. Bilişsel hatadan kastımız Sistem 1’in belirli durumlarda yatkın olduğu sistematik yanılgılardır. Öncelikle, Sistem 1’in temel bir sorunu onu kapatma imkânımız olmamasıdır: Örneğin, ekranda bildiğiniz bir dilde bir sözcük görürseniz – dikkatiniz tamamen başka bir yerde olmadığı sürece – onu okumamazlık edemezsiniz. Dolayısıyla, Sistem 2’nin dikkatli çabasını gerektiren kompleks bir sorunla karşı karşıya olduğumuz durumlarda bile Sistem 1 daima aktiftir, yorulduğumuz veya dikkatimiz dağıldığı anda devreye girer.
Sistem 1’in, belirsizlik ve hızlı değişimle dolu günümüz dünyasında sağlıklı karar alabilmek için gerekli olan olasılıksal ve istatistiksel kavramları anlama kapasitesi son derece zayıftır, bunları ancak Sistem 2 sayesinde kavrayabiliriz. Bunun yanı sıra, bazen Sistem 1, karşımızdaki soru yerine daha basit başka bir soruyu yanıtlayabilir
Bir sonraki yazımızda, Sistem 1’in bu sınırlarının neden olduğu bilişsel hataların önde gelenlerini ve bu bilişsel hataları nasıl aşabileceğimizi ele alacağız.
Bu sırada, konuyla ilgili daha detaylı bilgi için, Dainel Kahneman’ın 2011’de Google’da yaptığı konuşmanın videosuna (1 saat) aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz; Türkçe altyazı seçeneği de bulunuyor:
https://www.youtube.com/watch?v=CjVQJdIrDJ0
Yukarıdaki yazı Profesyonel Koç (ICF-ACC), Yüksek Endüstri Mühendisi Dilek Onuk tarafından aşağıda kaynağı belirtilen kitaptan derlenerek hazırlanmıştır.
Kaynak: Thinking, Fast and Slow – Daniel Kahneman, Penguin Books, 2011.